11 Ekim 2012

Onca Yaşadım Şimdi Bildim; Bütünleşmek Nedir!


Ayaklarını uzatsalar suya değecek bir gökyüzü altında bir adam ve kadın var.
‘Mesela beni kendi ellerinle ateşe atmak istersen, buna engel olmaya çalışmam, bilhassa ateşin sıcaklığı ile önce içimi ısıtmaya çalışırım’ diyor kadın. Sonra ekliyor;  ‘ Ama beni yanından göndermek gibi bir niyetin olursa, aklının başında olmadığına kanaat getirir ve gitmemek adına tüm varlığımla çabalarım.’
Oysa adamın ne kadını ateşe atmaya ne de yanından göndermeye hiç mi hiç niyeti yok. Kadındaki sadece arada sırada yüreğine çöken kara bulutların onda bıraktığı birkaç yağmur damlası.
Sonra adam yavaşça araladığı güneşli günlerin perdesinden kadına sesleniyor; ‘Ben ellerimi nereye koysam yakışmıyor, en güzeli senin kucağında dursun’ diyor.
Kadınsa bütün düşündüklerini aklında bırakarak usulca adama sokuluyor. Güneşli günlerin perdesinden sızan ışık altında gözlerini adamın ellerinde gezdirerek şöyle diyor; ‘Ellerini tuttukça güçleniyorum, ellerin kucağımda durdukça kalabalık oluyorum. Ellerin nereye ben oraya, ömrüm oldukça peşinden geleceğim!’
Adam kadının söylediği her söze yüzünü gömüp, kadının gülüşünü duyarak ömrü boyunca huzurlu kalabileceğini düşünüyor tamda o sırada.
Sessizliği bozan yine kadın oluyor; ‘Senin burada olman ve yüzünün sözcüklerime bu kadar yakın olması, seni bütün kalbimle bütünleştirmem ve karşımda oturman ve yanımda olman. Daha büyük bir sevgi ve saygı olabilir mi?’